DOLAR 9,2885
EURO 10,7576
ALTIN 528,05
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
16°C
Sağanak Yağışlı
Sal 18°C
Çar 18°C
Per 17°C
Cum 19°C

Gerçek algımızı canlandırıyor

Sanatçı Ahmet Öğüt, Dirimart’ta sanatseverlerle buluşturduğu yeni kişisel sergisi “It can and has been” ile İstanbul’un yakın geçmişiyle alakalı …

12.09.2021
29
A+
A-

Sanatçı Ahmet Öğüt, Dirimart’ta sanatseverlerle buluşturduğu yeni kişisel sergisi “It can and has been” ile İstanbul’un yakın geçmişiyle alakalı hem kendi hem de izleyicilerin anılarını harekete geçiren yerleştirmeleri bir araya getiriyor ve gerçeğe dair algılarımızı yeniden canlandırıyor

Harun Karaburç – Dirimart, şu sıra Ahmet Öğüt’ün “It can and has been” başlıklı oldukça ilginç bir deneyim sunan kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. İstanbul’da en son 2016 yılında Alt Bomonti’de kapsamlı bir sergi gerçekleştiren Öğüt, yıllar sonra yeniden kapsamlı ve mekânı tamamıyla dönüştüren bir kişisel sergiyle karşımıza çıkıyor. Amsterdam’da yaşayan sanatçı, bu sergisinde İstanbul’un yakın geçmişiyle alakalı hem kendi hem de izleyicilerin anılarını harekete geçiren yerleştirmeleri bir araya getiriyor. “It can and has been” ile gerçeğe dair algılarımızı yeniden canlandıran Öğüt’ün farklı disiplinlerdeki işlerini 3 Ekim 2021’e kadar Dirimart’ta izleyebilirsiniz.

Sürprizli bir yolculuk

İşlerinde performans, desen, video, yerleştirme, mekânsal müdahale gibi mecralar kullanan Öğüt, bu sergide izleyicileri de birer performansçıya dönüştürüyor. Girişte başına birtakım şaşırtıcı olaylar geleceği anlatılan ve rızası alınan izleyici içeriye girdikten sonra serginin aktif bir parçası oluveriyor. Girişte, onları, mesafenin katedilmediği bir yolculuğa davet eden şehirlerarası bir otobüs karşılıyor. “İzleyiciye sergi turu ya da sergi gezme deneyiminden ziyade, hem kavramsal hem de fiziksel açıdan sürprizlerle karşılaşacağı bir yolculuk deneyimi yaşatmayı hedefledim” şeklinde açıklıyor niyetini Öğüt. Sadece sanatçının değil izleyicinin, teknisyenlerin, sergiyi kuran ustaların, sergiyi planlayanların, asistanların da bir serginin vazgeçilmez parçaları olduğunu düşünen Öğüt, bunu olabildiğince görünür kılmaya gayret ediyor.

İzleyiciyi neyle sınırlıyoruz

Galerinin heykel bahçesine yerleştirilmiş olan “Kurumları İşgal Eden Canlılar” serisindeki heykeller, “Biz müzeleri ve sanat eserlerini tasarlarken izleyiciyi kimle ve neyle sınırlıyoruz?” sorusunun cevabını arıyor. İzleyiciye yerçekimsizlik hissi veren Yerçekimsiz Oda’ya girdiğinizde buradaki işlere yamuk bakmak zorunda kalıyorsunuz. Bu odada, gerçek dışı görünen ama yaşanmış ülke sınırlarını geçme hikâyelerinden yola çıkan desenlerden oluşan “Fantezilerdeki Fantastik Fiziksel Dünya” serisi ilgi çekiyor. Öğüt’ün postadan devşirme malzemelerle oluşturduğu “Muhtemelen Özüretilmiş Posta Sanatı Arşivi”, Öğüt’ün Güney Kore, Fransa, Rusya, Almanya ve Japonya’da Reuters Haber Ajansı tarafından haberleştirilmiş olayları kendi seyahatlerinde çektiği fotoğraflarla uyarlayıp oluşturduğu “Kayıt Tarihi: Temmuz 95” isimli kolaj serisi yine serginin ilginç bölümlerinden. Ahmet Öğüt’ün çağdaş sanatçıların evle ilgili ikonikleşmiş işlerinden kesitleri bir araya getirip kurguladığı “Evde Üretilmiş Yapıtlar” ve “Sanatçılar Müzik Yapınca” adlı makale-belgeselleri de izleyicide büyük etki bırakıyor.

Mizah hayatta kalma refleksimiz

Ahmet Öğüt, yapıtlarında sıklıkla mizaha başvuruyor. Onun işlerindeki mizah unsuru, günlük hayatın akışında görmezden geldiğimiz meseleleri ve gerçekleri su yüzüne çıkarıyor. Mizahı konuşamayacağımız konuları ele almak için en önemli aygıtlardan biri olarak gören Öğüt, “Elbette amaç başkalarının acısıyla dalga geçmek değil. Ağlanacak halimizin içinden, olduğumuzdan daha güçlü bir şekilde kurtulabilmek. Mizah, toplumsal akıl tutulması yaşadığımız anlarda bir nevi hayatta kalma refleksi” diyor.

 

 

ETİKETLER: , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: